18 Mayıs 2011 Çarşamba

Yeniden "Merabaa Dünyalııı ! Biz Dostuzzz! :)"

Zilin sesini duydunuz! :) Ara biitti... Ve yılın en sevdiğim zamanı geldi çattı!
Kermes zamanı! :))

Bizim ufaklıktan fırsat bulup ortaya akıllı başlı bişeyler çıkartamıyorum ;( Ama yine de kermes için bi şeyler yapmak istedim... Evdeki malzemelerle çocukların ilgisini çekeceğini düşündüğüm muffinler yapmayı denedim.

Bakın bakiym güzel olmuş mu :))






 
Sessizlik süresince aldığım kararlara (!) göre gurme olmamaya (!!) ve tarif falan vermemeye yeni yemek icad etmemeye karar verdim.:)) Yeni yayın döneminde (!!!) ,haddimi bilip beceriksiz bir kadın ve mızıldanan bir bebeğin ,kafası pek yerinde olmayan annesi olduğumu kabul ediyor ve şahane tarifler falan vermemeyi taahhüd ediyorum:))Yine de internetten bi yerden bulduğum (keşke neresi olduğunu hatırlayabilsem ve söyleyebilseydim;-/ bu konuda daha hassas olacağım inşallah ..) tarifi merak edeniniz olur belkim diyerek ekliyorum..Yiyenler beğendiklerini söylediler..Muffin işte.. beğenmemek pek mümkün değil:)

E-he de Kakaolu Muffin için malzemeler;
  • 2 yumurta (oda sıcaklığında)
  • 200 gr margarin (eritilmiş)
  • 1 su bardağı süt
  • 1,5 su bardağı şeker
  • 3 su bardağı un
  • 6 tatlı kaşığı kakao
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • tercihen üzerini süslemek için 1-2 paket bitter çikolata 
  • yine tercihen üzerini süslemek için ıncık cıncık pasta süsü ,bonibon ,hindistan cevizi ve sair şeker şeyler..
Yapılışına gelince,daha önce verdiğim "şeker kurabiyesi" gibi bi tarif olmayacak:)))) hatta direkt şöyle bi tarif olacak;" ıslak malzemeleri karıştırın ,kuru malzemeleri ekleyin .oooh bi güzel karıştırın ,oldu mu size kek hamuru (benimki ne hikmetse hiç sıvı olmaz!!bknz resimler!)heh..muffin kalıplarına o kek kağıtlarından koyun,içine hamuru dökün..önceden ısıtılmış 180 derede fırında 15-20 dakika pişirin ..kürdanla kontrol edin,hamur gelmiyorsa pişmiş demektir!soğuyunca üzerine benmaride erittiğiniz çikolataları sürün (evde bitter yoktu sütlüçikolatayla yaptım ve doğal olarak daha tatlı oldu siz bitter bulun derim)..sonra içinizden geldiğince süsleyin anacım.." bu 'kaaa! 
Haydin hepimize iyi günler:))

-nası? bayaa akıllanmışım di mi............;p-
****
NoT: dostluk garip ve güzel bi şeydir. bu dünyada vefa olmadığına inansam da ,Allah için dostluk,güzel bişeydir. demekki hâlâ ümid var:) dostlara ,yokluğumuzda bizi andıkları için ,nezaketleri için teşekkürler..sevgiler....

1 Nisan 2011 Cuma

sessizlik..

Bazı özel nedenlerden dolayı kısa bir ara veriyorum.Blogspot yasağı dilerim o zamana kadar biter.Çünkü çoğu zaman blogu görüntüleyemiyor ve post atamıyorum:(
Muhtemelen -belki daha da önce- mayıs ayı ortası gibi yeniden burada olmayı umuyorum.
Rabbim müsade ederse döneceğim inşallah..

sevgilerimle..

18 Mart 2011 Cuma

Yağmur Yağarken...

"Yağmur..", dedim kendi kendime, " yağarken hem taşlara hem de denize yağıyor aynı anda.."

İlk kim demişti bu sözü unuttum.Hani bazı sözler vardır o kadar sizdendir ki,sizin miydi bir başkasının mıydı unutur gidersiniz..Bugün de böyle mırıldandım kendi kendime ,yağmura bakarken.. Keyifsiz bir günümdeyim galiba..O kadar ki Atölye'den bile soğukluk geldi içime..Oysaki ahretim benden kurabiye ister,daha mektup arkadaşıma kurabiye sözüm var.Bir de doğum günü kurabiyeleri yapacaktım sözde..Ve açılış..2 Nisanda eşimin açılışı var,ona çeşit çeşit ikramlıklar hazırlanacak;bu nedemektir,Ar-Ge! Gelgelelim içimden hiç bir şey gelmiyor..

Çok hüzünçlü bir insanımdır aslında:) Bunu söylerken bile neden komik olmak istediğimi bilmiyorum..Alakalı alakasız çok şey söylemek isteyen, ama sonuçta sadece gülümseyen bir bünyem var. Neyse.. Bu blog,kişisel olsa da "kurabiye ve şeker hamurundan müteşekkil yanlarına" halel getirecek duygusal patlamalara sahne olmayacak..:)) Yoksa ben diyeyim Etna,siz deyin Fukuşima Santrali-Japonya..o derece..:)) -tövbe yarabbi oradakilerin de Allah yardımcısı olsun:((-

Günün anlam ve önemi konuşmalarını pek sevmem..İçi boş ve ezbere anımsamaları riyakarca bulurum .Bu yüzden ,zaten ödedikleri bedelin karşılığını kişisel olarak veremeyeceğim aziz şehitlerimize sadece kendi çapımda dualarımı gönderiyorum..Ve bu 18 martta da çanakkale şehitliğini görememiş bir "ezik" olarak kederleniyorum..Şükürsüzlüğüm(üz),riyakarlığım(ız),canımı sıkıyor.......ve daha bir sürü susulası şey .....

Bugün de ağzımdan bal damladı hani:))

dıı end,olsun.


bu listenin çıktısını alıp mutfağa koymak gerek.. :(

17 Mart 2011 Perşembe

Kitap Cadısı Beni Mim'lemiş meğersem!


Sevgili hemşehrim Kitap Cadısı beni mim'lenmiş de ruhum duymuyo!
Eee,n'olacak şimdi..Ne yapmam gerekiyor..Bu ilk mim:))

Hmms.. Konumuz magnetler..özel ilgi alanım:)) aslında epeyce fakirleştiğimi farkettim magnet açısından..En kısa zamanda bu alanda çalışıciim.. Ekleyeyim bari buzdolabındakileri,nasılsa bize uyku yok.. :s

 böylelikle nekka dağınık bi insan olduğum da ortaya çıksın bari:))

Bizim beyin ilk gençlik yıllarından kalma resmi,arkadaşlarıyla:))

 4 ocak 2010,kızım için önemli bir tarih ;)


 Yeğenim Meryem Semanur'un Çorlu'dan gittiği gün çizdiği resim;ben ve amcası..
:( özlüyorum onu..2 sene olmuş..

 bu kartpostalların üzerindeki tarih.....baktım tarih yokmuş:))ama en az 1970'lerden kalma..
denizfeneri,amerika'dan..

 ve elbette altınoluk'umuz..

ve ve ve elbette,hastası olduğum kasaba,Amasra..
bu magnetim çok kısa bi süre önce tamir edilemeyecek şekilde kırıldı,yine de atmaya kıyamadım amasra yazıyor ya:))yine yunuslu amasra magnetim de sizlere ömür oldu aynı kazada..:((

 bu da benim canım kardeşimin nikah şekeri..
"pardon sizin ASL neydi pardon..III" :))


 bunu da eltimin çok şirin bir yeğeni var Buse,o armağan etmişti teee bebekkene:))
şimdi kocaman kız oldu canım ya..

 rü.nün mıknatısı kopmamış olan tek magneti..diğer 4 ünü yapıştıracağız daha..:p

Aslı'yla buluşma hatıramız..:))

 vay canına bu balığı hatırlamıyorum:))ok'ka eski..ama yine arkadaki kart ,
Aslı'yla bir diğer buluşmamızdan hatıra..

 bu..rahmetli babamdan bana kalan 4 şeyden biri.
bir defterin arasında bulduğum kendi karalaması olan balık resimleri..
garip mi geldi size bunu burada tutmam:) 
benimle yaşıyor ama... 

ve rü.için omega 3 içiyoruz:) 
3 az gelir 5,6,8,9 ne bulursak içiyoruz..:)))

HEPSİ BU:)
***

16 Mart 2011 Çarşamba

"Anne Ben Gurme Oldum" Köşesi ve SoSo Pilavı:))

Annemin karnından yemek uzmanı,gurme,aşçı ya da ona benzer bi şey olarak çıkmadım ve profesyonel mutfakla tek bağım,Amerikada'yken bir restaurantta komi olmaktan ibarettir!:))Bununla beraber,benim mutfakla tanışıklığım boğa burcu bir babanın boğa burcu kızı olmamla başladı galiba.Rahmetli babam da böyle tombulcana ve yemeklere meraklıydı.

Ancak son zamanlarda yemek yemek benim için biraz anlam değiştirdi sanırım. Mutfağı bir laboratuar gibi görmeye başladım sanki:)) Ama kendimi geliştirebilmemin önünde koskoca bir engel vardı; benim biricik sevgili kobayım,eşim:))) Dünyada herhalde yemek konusunda yeniliklere bu kadar kapalı, meraksız ve statükocu bir adam daha yoktur.Mutfak kültürlerimiz de pek uymaz hani.Ben çeşit çeşit baharat severim,onun için tek baharat tuzdur!Ben zeytinyağlıları ve meze türü şeylere meraklıyımdır,o soğuk hiç bir şeyi kolay kolay yemez!Üstelik bir de cânım zeytinyağlı fasülyeyi benden habersiz ısıtarak falan beni çıldırtır!:)))Hal böyle olunca,yok yeni bir şey deneyeyim yok yemek icad edeyim gibi bir lüksümüz olmadı bu güne kadar. Ama artık yeter diyorum!:))

Geçen gün beni cesaretlendiren bir şey oldu.Canım çok fena arpa şehriyeden bir pilav çekti,ayıptır söylemesi.Ama ne yapayım,sade mi olsun?.. Olmasın,dedim. Kafama göre soslu bir şeyler yaptım.Aaa,bi baktım bu sefer bizim bey (Sevgili kobayım!)  "yok mu bi tabak daha" moduna girmiş. Hmm ,dedim güzel oldu galiba. Sonracıııma, makarna soslarını araştırıyordum ki aa bi baktım,benim arpa şehriyeye uyguladığım sosun zaten bi adı varmış:)) Aman ben bıktım bu fransız ve italyan insanının her bi şeyi ele geçirmesinden zaten! Söyleyin o alfredo'ya benim de aklıma gelmişti bu,tamam mı!!! :))Benim de aklıma geldiyse yani herkesin gelir..Ona göre yani alfredo,bi dahaki sefere daha yaratıcı ol,daha özgün bi şey bul!Bu sana ilk ve son ihtarımdır!!!:)))


Efenim,ben böyle bir köşe koyacağımı hiç sanmazdım amma mutfak maceralarımı hafif de ti'ye alan "Anne Ben Gurme Oldum" adında bi köşe daha ekliyorum atölyeye ve ilk tarifimi veriyorum!Burada tamamen kendi icadım olan ve dişinizin başınızın asla ağrımayacağı "acemi er "usulü tarifler bulacaksınız..Denemesi bedava..

İşte ilk yemeğimiz SOSO PİLAVI ! Hee,neden soso pilavı onu da söyleyeyim ,orCinal adını aynen şöyle koymuştum,"Deniz Ablanın Soslu Soğanlı Arpa Şehriye Pilavı"!!! yuhh o nası isim öyle, diyerek sonra kısaca SoSo Pilavı olarak değiştirdim:))) Buyrun afiyet olsun..Valla güzel tadı:))))


Ne ambiyans yaparmışım yaw arkadaş! ;p Bi de mutfak ışığı beni deli etmese:))Ah ah uzaya roket bile gönderirim de işte,eldeki imkanlar..Çorlu'da Cordon Bleu var da biz mi gitmedik kardeşim!..:))Neyse..

İşte Soso Pilavı için Malzemelerimiz;
  • 1 soğan
  • soğanları kavurmak için zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı dolusu tatlı biber salçası
  • 2 ölçek arpa şehriye 
  • 3 ölçek sıcak su
  • tuz
Kreması için;
  • yarım bardak krema (ya da daha az..isteğinize göre ayarlayın..)
  • 2 kibrit kutusu kadar tam yağlı beyaz peynir
  • karabiber
Nasıl yaptığıma gelince;
  • Soğanı doğrayıp yağda kavuruyorum.
  • Biber salçasını ekleyip üzerine biraz su döküyorum,salçanın da biraz kavrulmasını istiyorum.
  • Üzerine 2 çay fincanı (siz bardakla da yapabilirsiniz,ama ölçü 2 ye 3 olsun) kadar arpa şehriye ekliyorum,biraz daha kavuruyorum.
  • Sonra 3 çay fincanı kadar sıcak suyu suyu koyuyorum ve suyunu çektirene kadar bekliyorum.Suyunu tamamen çektiğinde pilavımız hazır.
  • Kremasını ayrı bir kapta ısıtıyorum ve içine yağlı,erimeye müsait peynirimi atıyorum.peyniri azıcık eziyorum,erimesi kolay olsun diye.Peynir eridiğinde sosumuz da hazır olmuş oluyor.İsteğe göre karabiber dökülebilir. 
  • pilavın üzerine sos olarak bunu döküp servise hazır hale getiriyorum.. Bu'kka basit! :))
Bu hazırladığım sosa alfredo sos deniyormuş .Ben tamamen doğaçlama olarak çıkardım ancak alfredo sosun aslı,tereyağında kavrulan sarmısakların üzerinde ısıtılan krema ve permasan peyniri var sanırım onu koyuyorlarmış..Ben alfredo'nun yalancısıyım.Aman boşverin elin alfredo'sunu siz benim dediğimi yapın ,gayet güzel oluyor:))
 ***

Bi KAÇ SAAT SONRA..............

(Fotoğrafın konuyla pek alakasız olduğunu farkeden Deniz abla,duruma kendince ayar çeker....)

:))))))))))

15 Mart 2011 Salı

Petit Petit Bi'şeyler


Bu bloga başlarken,itiraf edeyim,aklımda daha başka bi'şey vardı.Yani böyle olacağını hiç tahmin etmemiştim.Bir sürü yetenekli ve sağ beyni haldır haldır çalışan,akıllı kadınlar arasına düşeceğimi ,onlardan bir sürü şey öğreneceğimi,yani blogların ne hazineler barındırdığını,hiç düşünmemiştim. Umduğumdan daha samimi ,daha verici bir alemmiş meğer blog dünyası.. Meğer bunca yıl şu sanal alemde hepten sanal sanal yaşamışız..Pehh...!Birileri de kapatıp dursun şu blogları..Alsınlar benim gibi sabî,yeni yetme blogcuların ah'larını da bak bakiym bi daha iflah oluyorlar mı!Hıh..;(

Neyse konuyu dağıtmadan,kendilerini önce Allah'a sonra pembe kurabiyeye havale ed.rek konuya gireyim.Son yabancı blog gezilerimden birinde (he he böyle deyince de sankim diyar diyar gezmişim gibi hissettim kendimi:)) "Petit Four" diye bir şeye rastladım. "Yav arkadaş! şu Fransız insanı her bi' şeyi icad etmiş kardeşim! Adamlardaki gurmeliğe,yemek kültürüne bak" derken ,en sonradan gurme halimle,"aaa ne minnak şeyler onlar öyleee" diyerek üzerlerine atladım bunların. Hani şu minik pastalar var ya.Adamlar "Petit Four" demiş,ben de pastacık diyeyim işte siz anlayın.Zaten aklımda bir süredir böyle minyatür pastalar yapmak vardı, şeker hamuru kaplamalı falan. Ama bi baktım ,bunun özel bir icing'i var.Hmm..Olurdu olmazdı derken,birden "şeker şeyler AR-GE ofisi gururla sunar!" şeklinde bi şeyler çıktı ortaya.. 

Pötifor diye okunuyor galiba;fransızca da "küçük fırın" demekmiş.Pötibör'ü (petit beurre) biliyorduk da bundan da kusur kalmayalım dedik! Hoş,benim en sevdiğim petit başka bi'şiy ayyy neyse..Bu da benim Petit Four yorumum olsun bari!

İşte insanlık için minnak,lâkin Şeker Şeeeler atölyesi için büüük bi adım!:)))
Huzurlarınızda pastacıklar ve yapım aşamaları... 

Evde kendi pandispanyamı yapmak taraftarıyım,ancak bu seferlik kilerin diplerinde unutulmuş bir hazır pasta keki dikkatimi celbedince,hadi boşa gitmesin ve bi daha olmasın diyerekten,bunu kullandım..

Çıkardığımız mini keklerimizin arasına ben hazırladığım bademli ganajı kullandım.Ancak bir dahaki sefere cevizli,meyvalı ya da sade ama muhakkak daha sert bir kek hazırlayarak içine ganaj yahut başka bir şey sürmeden yapmayı düşünüyorum.İzlediğim videolarda da öyle gördüm.Sanırım daha hoş olacak.
Ben sadece 4 adet pastacık yaptım.AR-GE yapıyoruz ya neme lazım:))olmaz falan..malzemeyi ziyan etmeyelim diye..Çünkü gördüğüm tarifte 9 cup pudra şekeri diyordu ve sadece 32 pastacık süsleyebilirsiniz.Şimdilik gerek yok diyerek 4 tane için şu malzemeyi kullandım  
Petit Four İcing'i için;
1 cup çok ince ve elenmiş pudar şekeri
2 çorba kaşığı dolusu mısır şurubu ya da glikoz
2-3 çorba kaşığı su (kıvamı ayarlamak için)
bir kaç damla acıbadem aroması 
istege göre gıda boyası
***
mikserde çok iyi çırparım ve glikozu iyice yediririm diyorsanız bence gerek yok ama 
malzemeyi benmari usulü ile pürüzsüz hale gelinceye kadar karıştırıp ısıtıyoruz ancak çok ısınmayacak dikkat ediyoruz.sadece glikozun erimesi için bu..8-10 dakika karışımın soğumasını bekledikten sonra keklerimizi bu karışıma batırabiliriz.ben tel üzerine koyduğum keklerin üstüne kremayı dökerek yaptım.dökülen kremayı toplayıp sonra en son kekimi de kaplayabildim..telde bir süre bekletip süzülmesini ve kurmasını bekledim.ele yapışmayacak bir şekilde kuruduğunu gördüğümde son olarak şeker hamurundan minik çiçeklerle süsledim..ve işte..

Yaklaşık 32 adet petit four süslemek için gerekli olan malzememizi de vereyim belki denemek isteyenler olur.
  • 9 cup elenmiş ince çekilmiş pudra şekeri
  • 1/2 cup glikoz (mısır şurubu)
  • 1 çay kaşığı vanilya aroması (DİKKAT: sıvı vanilya aromaları,etil alkol içermektedir.)
  • 1/2 çay kaşığı badem aroması
  • 1/2 cup su
  • isteğe göre gıda boyası



Şimdilik benden bu kadar.Sevgilerimle..:)
***
Deniz abla



11 Mart 2011 Cuma

Haydee Gel Vatandaşş Geeell! Kayseri Macaronu Bunlaaarr!

"Yahu ! yada Yâ Hû..! :)

Ben bu blogu şeker hamuruyla ilgili bi şeyler bi şeyler yapayım diye açmadım mı kardeşim,açtım.E hani nerde şeker hamuru! Neyine senin macaron nacaron! Sanki çok becerikli bi şeymişsin gibi yok macaron yok başka bi şey!Allah Allaaahh! Yap kurabiyeni ! Süsle! Uslu uslu takıl..Hasbinallaaahhhh!

Ama yook!illaki takıntılı;macaron da macaron ' heh aldın işte macaronu ,gördün gününü..al sana macaron !al sana macaron!" demeyeyim de ben şimdi ne diyeyim bu kendime..:)))

Güleyim mi ,ağlayayım mı şaşırdım.. ve yine de gülümsemeyi tercih ettim inatçı ve beceriksiz yanlarıma. Ve bir rivayete göre herkes zaten ilk denemede tutturamıyormuş ,o rivayete sarıldım:))pek sahih bulmasam da!

Yok ,beceremedim ahâli..:))herkes duysun! Davit Lebovitz'e atfedilen tarifi uygulamak istemiştim. Uyguladım gibi bi şey oldu (ne demekse..)..sanırım bademlerle ilgili bir konuda hata yaptım..uzun konu..yeteri kadar pudra şekeri de koymadım. Fırının ısısının da ideal olmadığını düşünüyorum çünkü minik olsa da tombilik gibi olan macaronlar (160 derecede 10 dakka tuttum) dışarı çıkınca dayak yemiş pikaçu gibi yere yığılıp sönüverdiler:))

Aslında tarifte hemen hemen tutturabildiğim tek şey;şöyle macaron harcını yaptığımız kabı ters çevirince yere damlamayacak kadar sert olacak diyorlar ya,işte o!kabı korkusuzca ters çevirdim vee;taş gibi!:)) ehe dedim süper oldu:))nerdeeee! ;p

Ayrıca macaron sıkmak ,o krema torbasını kullanmak bi mesele.. (ehe de POST-İT; KREMA TORBASI VE DUY AL!) Tamam,Pierre Hermé miyim kardeşim ben!Olmadı işte!..

Şöyle eli yüzü düzgün olan iki taneyi de fotoğraflayacaktım ki onu da  ben arkamı döndüğümde eşim hüpletti iyi mi :s

-"aaa acıbadem kurabiyesi mi buu" sorusuna,
-"yok macaron bu" ,cevabını alınca,
-"hmm sen acıbadem kurabiyesi yap.."
derkenki ses tonundan eşimin mevcut kobayları beğendiği sonucu çıksa da konumuzun macaronla pek bir alakası olmadığı belliydi..zira parçalar çok minik olmuştu ve neredeyse kayseri mantısı gibi minik bi tabağa 10 tane falan sığacak durumdaydılar:)) ayrıca çok az da olsa kattığım turuncu gıda boyası da az gelmişti..en azından accık turuncu olarak beni mutlu edebilirlerdi bu kayseri macaronları yaww..:(((((( neyse..(ühühühü diye ağlıycam şimdi!!!!!!!)

Olmadı kardeş napim..;(
sonuçta AR-GE yapıyoruz di mi..(fiyuuvv ..nası da teselli edermişim kendimi be!)

Öz-hakiki-ciddi ve komik olmayan ,gerçek bi macaron yapana kadar haddimi biliyor ve susma orucu tutuyorum,macaron babında bu ka' yeter!

Vee amacımıza uygun olarak şeker hamurumuza geri dönüyoruz hızlı bir şekilde..
Haftaya 2 şeker hamuru projem var; biri,Hilvan'a hediye gidecek ,bir ilköğretim okulundaki öğrencilere..Diğeri de süprüüsss:))

Görüşürüüüzzz ;)

---
Denis.

8 Mart 2011 Salı

:((

24 saati aşkın süredir blogspotun kumanda panelini açamıyorum..bir sürü dns ayarı yapmama rağmen sorunu gideremedim..şu an keyfi gelen ayarlar sayesinde belki bu yazıyı bloga ya ekleyebilirim ya ekleyemem..

engellenme duygusu gerçekten kötü..

nasıl anlatsam ki.. zaten seçtiği yaşam şekli yüzünden pek çok şeyi devlet eliyle engellenen bir insanın sadece evinde oturduğu yerden bir şeyleri paylaşma isteğinin de engellenmesi..ve bunun yine "devlet" (!!!) marifetiyle yapılması ,bir vatandaş olarak bende neler hissettiriyor,anlatmayacağım. bu devletle aramda kalsın. sandıkta görüşürüz diyorum kendilerine..

ben
sadece
insaf 
istiyorum
artık.


insaf............ :(

***

Hâl böyleyken böyle.. kötü komşu adamı ev sahibi edermiş misal,kafayı bozup domain alıverdim.. ne diyeyim ;

http://www.sekerseyleratolyesi.com vatana ,millete ve kurabiyelere hayırlı olsun;Allah cup cake'li macaron'lu büyütsün inşallahhhhh!!!

***
Aslında hiç güleceğim yok inanın,gerçekten çok sinirim bozuk ve kalbim kırık bu sefer..artık koyun olmaya son diyorum kendi adıma. kasaplara duyurulur.. hoş,tavşanların küstüğü dağın da çok umurunda.. keşke umurunda olsaydı da insanı yaşatmadan devletin yaşayamayacağını idrak etseydi birileri..

keşke.

:(

7 Mart 2011 Pazartesi

Gastronomik Kabus ; Macaron !

Size de oldu mu hiç.. size,yani yemeyi içmeyi sevmekten öte bu konuyla ilgili şeylere hastalıklı bi' merak duyan içinizdeki o canavar şeysine diyorum :s

O "canavar şeysi" ruhumu kısmen de olsa ele geçirmiş gibi.. Sürekli aynı şeyi düşünüp duruyor günlerdir.. Aslında adını ilk Mehmet Yaşin'den duymuştum;  "macaron". Valla kuzuyu bile ehe şuncacık kuzu sanan ( öyle değilmiş Cahide kardeşim öyle dedi :)) ben,elbette macaronu da makarna gibi bi şey sanmalıydım ama ekranda o renkli renkli kurabiye mi desem ne desem "şey"leri(!) görünce gözlerimi nimet görmüş pikaçu gibi kooocaman açıvermiştim ki ,nereden bilebilirdim o mutlu ânın böyle bi ızdıraba dönüşeceğini..

Yandım Allah macaron da macaron!!..aklı evvel bi tarif bul bulabilirsen.bir yanda da gurur abidesi ben! :p kimsenin tarifini araklamak istemez..e bunun da bi tarifi var sonuçta ,kendin mi icad edecen,zaten tutturması zor bi hamur! illâ badem unuyla mı olacak falan derken ..fındıkla da olmaz mı gibisinden hayaller..
tarifler arasında bunaldıkça işi,neredeyse fransızca kursuna gitmeye kadar bozmakla tehdit ettim nefsimi bi an.. işte o an duruldu azıcık:)))korktu garibim..

"Abartma lütfen Deniz Abla!"dedim,ooo piti pitiii yaparak önüme gelen en basit tarifi aldım..yarın yapmayı düşünüyorum,inşallah.. upss..bademim yok.:s .fındığım var.. olsun.. (saçmalama alametleri !..)


olur mu sahi...?  :s

bekleyip görecez..şimdi yorgunum.. bu ara sık sık dediğim gibi - Aslı'nın kulakları çınlasın!- "Pikaçu yorgun..."